İsimsiz

sahicikten:

-Hey adamım, o tepeye nasıl tırmandın?

-Korkma Clementine, geçebilirsin karşıya…. Aşağıya bakma.

-Yaklaşık 2 saat sonra kamp alanına varmış olacağız, haydi o küçük adımlarınızı sıklaştırın.

-Neeeee, bir cam fanusun içinde miyiz? Kandırıldııııııık…

(Fotoğraflar: Gökçen Efe Ersoy)

Orada bir kavanoz var yakında…

sahicikten:

Bakmalara doyamıyorum… Bu seferkinin üzeri açık. Küçük arkadaşlar içinden her an kaçabilir. Taşları, en son gittiğim tatilde, yarı suyun içinde yarı dışındayken bu değil, bu değil, bu diyerek toplamıştım. Ah o sahilde olsaydım diye iç geçirerekten, ofisteki masamda bahçemi seyreyliyorum. (Fotoğraflar: Gökçen Efe Ersoy)

Bir başka dünya!

sahicikten:

Juliet, bankta Jonathan’la sohbette… Nasıl olsa ortalarda Jane yok. O öyle sansın! Jane, sevgilisini ayartmaya çalışan Juliet’i uzaktan seyrediyor, birazdan yanlarında bitecek. İsimlerin hepsinin J ile başlaması tamamen tesadüf. Jane, Jülide mi olsaydı ne? Tepedeki çift de, hayat ne güzel, kuşlar ötüyor lay lay lay dolaşsın dursun… Gariplerin işleri çok yoğun, hafta arası sürekli ofisteler, nefes alsınlar biraz. Ufak mufak ama onlar da insan… (Fotoğraflar: Gökçen Efe Ersoy)

Miniminicik!

sahicikten:

Bir kedi gördüm, rahat mı rahat; bir saksı gördüm, saksı gibi saksı ama duruyor farklı, her köşe başı zevkli mi zevkli.. (Paros Adası/Yunanistan)

Komşu elleri.

Dereotu mu alsak?

Dereotu mu alsak?

sahicikten:

Temmuz ayında Atina sokakları neşeli! Turist çok. İstanbul’un Beyoğlu’su denebilecek Syntagma ve Akropolis civarları cıvıl cıvıl. Biz meyhane diyoruz onlar taverna, tüm masalar dolu… Mezeler harika. Mythos’u zaten pek seviyorum ben. Retsina ile bu yaz tanıştım. Sakız kokulu, içimi çok zevkli bir beyaz şarap. Atina’daki tavernada şişesini 15 avroya içtik. Paros adasında bir balıkçıda 10 avroydu, şarap marketinde 5 avroya gördük. Free Shop’ta ise 3 avroydu :) Müzeleri ve tarihi yerleri mi? Çoook… Ama istikamet adalar olunca, Atina’da şöyle bir dolanıp, bir gece geçirilip, ertesi sabah doğruuu Pire Limanı. 

Şimdi orada olmak vardı.

viskilicikolata:

Geçen gün kimi gördüm biliyor musunuz? Ama evlisin şarkısını yazdığım kişiyi. Onu düşündüğümde ay yerini değiştirirdi, yıldızlar yerinden kopup hızla yeryüzüne düşerken asılı kalırdı yakın gökyüzünde. Çiçekler konuşur beni teselli ederdi, gözyaşlarımı silerdi yalnızlık. İçimin yangınına su yetmezdi, söz geçmezdi arzularıma, ne tuhaf şu aşk. Anılarıma gittim, döndüm. İçimde kendime karşı acımayla karışık bir şefkat hissettim. ‘yazık sana’ dedim bana ve tebrik ettim kendimi; on…dan vazgeçtiğim için, güçlü hissettim, iyi yaptığımı anladım. Ondan sonra hiç aşık olmadım. Hislerim beğeniyi geçmedi. Boşanmış, özgürmüş, yapayalnızmış, üzüldüm onun adına. Hislerim değişmiş. Ona olan aşkımın yerinde yeller bile esmiyor. Ay yerinde, yıldızlar da öyle. Çiçekler suskun, içimin yangını küllükten çıkmış, arzularım yok. Eski bir komşuyu gördüm sanki, taşınmış gitmiş kalbimden. Zaman gerçek bir ilaç, iz bırakmıyor nerdeyse. Hem de bedava… İlk defa böyle aşık olmuştum, geçecek derlerdi de inanmazdım, geçmiş. Ben de geçmişim. Şimdi iyiyim, kendimle yalnızlığımın eşliğinde. İşte böyle..Yıldız Tilbe

Yıldız…

viskilicikolata:

Geçen gün kimi gördüm biliyor musunuz? Ama evlisin şarkısını yazdığım kişiyi. Onu düşündüğümde ay yerini değiştirirdi, yıldızlar yerinden kopup hızla yeryüzüne düşerken asılı kalırdı yakın gökyüzünde. Çiçekler konuşur beni teselli ederdi, gözyaşlarımı silerdi yalnızlık. İçimin yangınına su yetmezdi, söz geçmezdi arzularıma, ne tuhaf şu aşk. Anılarıma gittim, döndüm. İçimde kendime karşı acımayla karışık bir şefkat hissettim. ‘yazık sana’ dedim bana ve tebrik ettim kendimi; on…dan vazgeçtiğim için, güçlü hissettim, iyi yaptığımı anladım. Ondan sonra hiç aşık olmadım. Hislerim beğeniyi geçmedi. Boşanmış, özgürmüş, yapayalnızmış, üzüldüm onun adına. Hislerim değişmiş. Ona olan aşkımın yerinde yeller bile esmiyor. Ay yerinde, yıldızlar da öyle. Çiçekler suskun, içimin yangını küllükten çıkmış, arzularım yok. Eski bir komşuyu gördüm sanki, taşınmış gitmiş kalbimden. Zaman gerçek bir ilaç, iz bırakmıyor nerdeyse. Hem de bedava… İlk defa böyle aşık olmuştum, geçecek derlerdi de inanmazdım, geçmiş. Ben de geçmişim. Şimdi iyiyim, kendimle yalnızlığımın eşliğinde. İşte böyle..

Yıldız Tilbe

Yıldız…

atabase:

ATATÜRK

Muhakkak ki!

atabase:

ATATÜRK

Muhakkak ki!

Too late.

Too late.

sahicikten:

Neye niyet, kime diyet? Gelsin gözlemeler….

Niyetim Kaz Dağları’ndaki Hızır Kamp’ı ziyaret etmekti ama oraya kadar çıkamadım. Yol biraz bozuktu ve ben birkaç saat sonra uçakta olacaktım. Yarı yoldaki bu vahayı da bulunca amaaaan ne gerek var daha yukarı çıkmaya dedim ve oturdum. Bir de el açması gözleme ve çaydanlıkla gelen çay da olmasın mı!  Hem yer hem bakarım, suya uzanan bu acayip ağaç köklerini seyre dalarım. Mekandan ayrılırken, mekan sahibi yaşlı çift, “Şarabımız, rakımız da var, yine gelin.” dedi, dedim niye daha önce söylemediniz? Geliriz geliriz… Sizin de yolunuz düşer, uğramak isterseniz araçla Edremit-Akçay Karayolu üzerinden giderken Zeytinli sapağından sapıyorsunuz, Mehmetalan Köyü üzerinden buraya ulaşıyorsunuz. Hızır Kamp tabelaları göreceksiniz, onları takip edin. Benim gibi oraya varmadan, burada bir ağaç altında bayılıp kalabilirsiniz. Mekanın ismi mi? Not etmemişim, unuttum :/

Kamp mı dedin?